DEZENFEKTAN OLARAK ALKOLLER

DEZENFEKTAN OLARAK ALKOLLER

 
Alkol, karbon atomuna doğrudan bir -OH grubunun bağlı olduğu organik bileşiklere verilen genel addır. Yapısındaki -OH sayısına bağlı olarak monoalkoller, dioller ve polialkoller olarak sınıflandırılır. Genel formulü CnH2n+1OH olan mono alkoler, alkollerin en önemli sınıfıdır. Metil alkol, etil alkol, izopropil alkol çeşitli amaçlarla yaygın kullanılan monoalkollerdendir.
 
Sağlık alanında “alkol” terimi genel olarak düşük antiseptik özelliklere sahip suda çözünen iki kimyasal bileşiğe (etil alkol ve izopropil alkol) işaret eder. Bu alkoller, vejetatif bakteri formlarına karşı bakteriyostatik (bakteri gelişiminin ve üremesinin durdurulması) olmaktan ziyade yüksek düzeyde bakteri öldürücüdür; tüberküloz, mantar ve birçok virüse karşı etkilidirler, ancak bakteri sporlarını yok edemezler. % 50 konsantrasyonun altında seyreltildiğinde antimikrobiyal etkileri keskin bir şekilde düşer. Bu nedenle etkili bir dezenfeksiyon için alkol konsantrasyonu %60-90 aralığında olmalıdır.
 
Alkolün antimikrobiyal etkisi için en uygun açıklama proteinlerin denatürasyonudur. Bu mekanizma, bir dehidratasyon (suyun ortamdan uzaklaştırılması) ajanı olan saf etil alkolün, alkol ve su karışımlarından daha az bakterisit (bakteri öldürücü) olduğu gözlemiyle desteklenir. Çünkü proteinler su varlığında daha hızlı denatüre edilir . Protein denatürasyonu, alkolün Escherichia coli (bağırsak bakterisi) dehidrojenazlarını yok ettiği ve etil alkolün Enterobacter aerojenlerinin (gaz oluşturan bakteriler) gecikme fazını arttırdığı ve gecikme fazı etkisinin belirli amino asitler eklenerek tersine çevrilebileceği gözlemleriyle de tutarlıdır.
 

Dezenfeksiyon İçin Saf Alkol Kullanımı:

 
Saf alkol temas halindeki proteini pıhtılaştırır. Saf alkolün tek hücreli bir organizmanın üzerine döküldüğünü varsayalım. Alkol, organizmanın hücre duvarından her yöne doğru gidecek ve proteini hücre duvarının hemen içinde pıhtılaştıracaktır. Daha sonra pıhtılaşmış proteinin halkası, alkolün hücre içine daha fazla nüfuz etmesini durduracak ve daha fazla pıhtılaşma olmayacaktır. Bu sırada hücre inaktif hale gelecek, ancak ölmeyecektir. Uygun koşullar altında hücre daha sonra çalışmaya başlayacaktır. Yüzde 70 lik alkol tek hücreli bir organizmaya döküldüğünde proteini pıhtılaştırır, ancak pıhtılaşmadan önce hücreye nüfuz eder. Sonra tüm hücre pıhtılaşır ve organizma ölür.
 
Metil alkol (metanol), alkollerin en zayıf bakterisidal etkisine sahiptir ve bu nedenle nadiren sağlık hizmetlerinde kullanılır.
 
Etil alkol,% 60-80 konsantrasyonlarında, tüm lipofilik virüsleri (uçuk virüsü, aşı ve grip virüsü) ve birçok hidrofilik virüsü (Adenovirüs, enterovirüs, rinovirüs ve rotavirüsleri) inaktive eden güçlü bir virüidal ajandır. Fakat hepatit A virüsü (HAV) veya poliovirüs için bu etkiye sahip değildir.
 
Alkoller, esas olarak bakteri sporları üzerinde etikil olmadıkları ve protein açısından zengin malzemelere nüfuz edemedikleri için tıbbi ve cerrahi malzemelerin sterilize edilmesi için önerilmez. Bakteri sporları ile kontamine olmuş cerrahi aletleri sterilize etmek için alkoller kullanıldığında Clostridium (Karbonhidratları parçalayarak, butirik asit, asetik asit, aseton, bütanol, izopropanol, etil alkol ve karbondioksit oluşturan bakteriler) ile ölümcül ameliyat sonrası yara enfeksiyonları meydana gelmiştir.
 
KAYNAK: https://www.cdc.gov