DEZENFEKTAN OLARAK ALKOLLER

DEZENFEKTAN OLARAK ALKOLLER

 
Alkol, karbon atomuna doğrudan bir -OH grubunun bağlı olduğu organik bileşiklere verilen genel addır. Yapısındaki -OH sayısına bağlı olarak monoalkoller, dioller ve polialkoller olarak sınıflandırılır. Genel formulü CnH2n+1OH olan mono alkoler, alkollerin en önemli sınıfıdır. Metil alkol, etil alkol, izopropil alkol çeşitli amaçlarla yaygın kullanılan monoalkollerdendir.
 
Sağlık alanında “alkol” terimi genel olarak düşük antiseptik özelliklere sahip suda çözünen iki kimyasal bileşiğe (etil alkol ve izopropil alkol) işaret eder. Bu alkoller, vejetatif bakteri formlarına karşı bakteriyostatik (bakteri gelişiminin ve üremesinin durdurulması) olmaktan ziyade yüksek düzeyde bakteri öldürücüdür; tüberküloz, mantar ve birçok virüse karşı etkilidirler, ancak bakteri sporlarını yok edemezler. % 50 konsantrasyonun altında seyreltildiğinde antimikrobiyal etkileri keskin bir şekilde düşer. Bu nedenle etkili bir dezenfeksiyon için alkol konsantrasyonu %60-90 aralığında olmalıdır.
 
Alkolün antimikrobiyal etkisi için en uygun açıklama proteinlerin denatürasyonudur. Bu mekanizma, bir dehidratasyon (suyun ortamdan uzaklaştırılması) ajanı olan saf etil alkolün, alkol ve su karışımlarından daha az bakterisit (bakteri öldürücü) olduğu gözlemiyle desteklenir. Çünkü proteinler su varlığında daha hızlı denatüre edilir . Protein denatürasyonu, alkolün Escherichia coli (bağırsak bakterisi) dehidrojenazlarını yok ettiği ve etil alkolün Enterobacter aerojenlerinin (gaz oluşturan bakteriler) gecikme fazını arttırdığı ve gecikme fazı etkisinin belirli amino asitler eklenerek tersine çevrilebileceği gözlemleriyle de tutarlıdır.
 

Dezenfeksiyon İçin Saf Alkol Kullanımı:

 
Saf alkol temas halindeki proteini pıhtılaştırır. Saf alkolün tek hücreli bir organizmanın üzerine döküldüğünü varsayalım. Alkol, organizmanın hücre duvarından her yöne doğru gidecek ve proteini hücre duvarının hemen içinde pıhtılaştıracaktır. Daha sonra pıhtılaşmış proteinin halkası, alkolün hücre içine daha fazla nüfuz etmesini durduracak ve daha fazla pıhtılaşma olmayacaktır. Bu sırada hücre inaktif hale gelecek, ancak ölmeyecektir. Uygun koşullar altında hücre daha sonra çalışmaya başlayacaktır. Yüzde 70 lik alkol tek hücreli bir organizmaya döküldüğünde proteini pıhtılaştırır, ancak pıhtılaşmadan önce hücreye nüfuz eder. Sonra tüm hücre pıhtılaşır ve organizma ölür.
 
Metil alkol (metanol), alkollerin en zayıf bakterisidal etkisine sahiptir ve bu nedenle nadiren sağlık hizmetlerinde kullanılır.
 
Etil alkol,% 60-80 konsantrasyonlarında, tüm lipofilik virüsleri (uçuk virüsü, aşı ve grip virüsü) ve birçok hidrofilik virüsü (Adenovirüs, enterovirüs, rinovirüs ve rotavirüsleri) inaktive eden güçlü bir virüidal ajandır. Fakat hepatit A virüsü (HAV) veya poliovirüs için bu etkiye sahip değildir.
 
Alkoller, esas olarak bakteri sporları üzerinde etikil olmadıkları ve protein açısından zengin malzemelere nüfuz edemedikleri için tıbbi ve cerrahi malzemelerin sterilize edilmesi için önerilmez. Bakteri sporları ile kontamine olmuş cerrahi aletleri sterilize etmek için alkoller kullanıldığında Clostridium (Karbonhidratları parçalayarak, butirik asit, asetik asit, aseton, bütanol, izopropanol, etil alkol ve karbondioksit oluşturan bakteriler) ile ölümcül ameliyat sonrası yara enfeksiyonları meydana gelmiştir.
 
KAYNAK: https://www.cdc.gov

BOĞAZİÇİLİ BİLİM İNSANLARI KORONAVİRÜS AŞISININ PEŞİNDE

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören ve ekibi, Koronavirüs için aşı çalışmalarına başlıyor. Ekip, kendilerine ait patentli ‘mikrokürecik’ teknolojisini Koronavirüs aşısı için de kullanacak. Prof. Özören, aşı geliştirilmesinin bir yıl süreceğini belirterek, bir iyi ve bir kötü haber veriyor: “Koronavirüs mutasyon geçirerek daha da ölümcül hale gelebilir. Ancak yaz aylarında bulaşıcı etkisinin azalması bekleniyor.”

Boğaziçi Üniversitesi; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB) ile uzman bilim insanlarının Koronavirüs aşısı için 17 Mart’ta kurduğu konsorsiyumda yer aldı. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın başkanlığında hayata geçen konsorsiyum ile Koronavirüs aşısı için kısa zamanda laboratuvar çalışmalarına geçilecek. Bu konuda en büyük sorumluluklardan birini de Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğreti Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören ve araştırma ekibi üstlenmeye hazırlanıyor.

Koronavirüs aşısı için daha öne Kuş Gribi ve çeşitli kanser araştırmalarında da kullanılarak olumlu sonuçlar elde edilen, ekibe ait ‘mikrokürecik’ teknolojisinden faydalanılacak. Ekip, çalışmalara bu ay içinde başlayacak. Aşı içinse bir yıl beklemek gerekiyor. Prof. Dr. Nesrin Özören, Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal İletişim Ofisi’nin sorularını yanıtladı.

‘AŞI İÇİN KONSORSİYUM KURULDU’

Koronavirüs aşısı için çalışmalar nasıl başladı?

Boğaziçi Üniversitesi’nde her türlü aşıya uygulanabilecek patentli ‘mikrokürecik’ teknolojisine sahibiz. Daha önce TÜBİTAK ile kuş gribi için bu teknolojiyi kullandığımız bir projeyi hayata geçirmiştik. Kuş gribi virüsünün dış yüzey proteinini, bu küreciklere yükleyerek farelerdeki bağışıklık yanıtını ölçtük. 2016-2019 arasındaki bu çalışmadan gayet olumlu sonuçlar elde ettik. Bu nedenle çalışmalarımız daha da bilinirlik kazandı.

17 Mart’ta TÜBİTAK, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB) ve bağışıklık sistemi konusunda uzman isimlerin de yer aldığı bir toplantıya davet edildik. Burada Koronavirüs aşı hamlesi için grup toplantısı yapılarak bir konsorsiyum oluşturuldu. Başında TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal yer alıyor. Aşı için proje metinlerini ve olası bütçeleri ilettik. Onayın ardından laboratuvar çalışmalarına geçilecek.

‘BİR YIL SÜRECEK’

Aşı nasıl geliştirilecek?

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Takımı olarak özgün teknolojimizle başka bir yönden aşı geliştirmeyi ümit ediyoruz. Konsorsiyumdaki diğer bilim insanları da başka teknolojileri kullanacak. Koronavirüs için de aynı patentli ve gelişmiş ASC proteininden oluşan ‘mikrokürecik’ teknolojimizi kullanacağız. Bunun üzerine Koronavirüs’ün taç gibi görünen ‘Spike’ adındaki dış yüzey protein parçalarını ekleyeceğiz. İki ay içinde hayvan deneylerine başlamayı hedefliyoruz. Enjekte ya da burun yoluyla verilen bu mikroparçacıklar, sanki virüs varmışçasına bağışıklık sistemini tetikleyecek ve buna karşı bağışıklık yanıtının oluşması sağlanacak. Daha sonra gerçek virüs geldiğinde de vücudumuz onu tanıyabilecek. Koronavirüs aşısının ortaya çıkmasının bir yıl alacağını düşünüyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’ne virüsün canlısı değil, onun kodlama molekülü gelecek ve bulaşma riski yok.

‘YAZ AYLARINDA YOK OLMAYACAK AMA ETKİSİNİ YİTİRECEK’

Sıcaklıklar arttığında virüs etkisini yitirecek mi?

Yaz aylarında gribe yakalanma ihtimali düşer. Önemli olan virüslerin yoğunluğu ve partikül sayısı. Yani çok insan hastaysa, bulaşma ihtimali artar. Ayrıca yaz aylarında bağışıklık yanıtımız daha iyi çalışıyor. Diğer yandan güneşten gelen UV ışınları da virüsleri olumsuz etkiliyor. İnsanlarımız siyah-beyaz gibi düşünüyor. Yazın virüs tamamen yok olmayacak ama vaka oranları düşecek.

‘EN HIZLI SONUÇ EN İYİSİ DEĞİL’

Türkiye’de yerli kitler üretiliyor. Nedir bunlar arasındaki farklar?

Virüsün RNA’sının DNA’ya dönüştürülmesi gerekiyor. Kitlerin içindeki enzim ve solüsyonların bu çoğaltma işlevini elverişli hale getiriyor. Açıkçası tüm test sisteminin doğru bir şekilde uygulanması gerekiyor. Hata yaparsanız sonuçlar yanıltıcı olabilir. Bunlar ince işler. Ülkemizde üretilen kitler dünya muadilleri düzeyinde, çok iyi. Yüzde 99 ve üzeri güvenilirlik veriyor. Mezunumuz Elif Akyüz’ün Anatolia Geneworks şirketi İtalya’daki muadillerinin de önüne geçmeyi başarmış. Ayrıca bir başka mezunumuz Onur Bilenoğlu da genel müdürlüğünü yaptığı A1 Yaşam Bilimleri şirketiyle dünya çapında kitlerini ihraç ediyor. Biyolojide en kısa sonuç veren test en iyi diye bir kural yok. İki buçuk saat süren ve güvenirliği çok yüksek kitlerin piyasada iş görmesi beklerim. Bu testler bir arada, sırasıyla kullanmalı.

‘İLK AY KULLANILAN KİTLERDE DOĞRU SONUÇ ALINMADI’

Türkiye’deki kitler yeterli mi?

Türkiye’de ilk ay kullanılan kitlerde tam olarak doğru sonuçların alınamadığını düşünüyorum. Yeterli olamadılar. Ben kitleri üreten o şirketimizi de destekliyorum. Ama yan yana iki-üç şirketin kitleri kullanılmaydı. Diğer tecrübeli firmaların kitleri kullanılmamış oldu. Şu andakinin en az 50 kat imkân vardı son iki haftada. Bunlar yeterince mobilize edilmedi. Bu durumu yetkililere de ilettim. İlk haftalarda sonuçların negatif çıkmasından dolayı gönülleri rahattı. Ama başımızı deve kuşu gibi toprağa gömmeden ilerlemeliyiz. Çok yerinde adımlar atıldı ama bence bir tık daha paranoyak olmak gerekiyordu.

Yakın zamanda ziyaret ettiğim bahsi geçen iki şirket haftada 500 bin kit üretebileceğini söyledi. Türkiye öncelikli. İmkanlar olduğu kadar çok kişiye test yapılmalı. Bu yaklaşımla Biyologlar İnisiyatifi ve Korona Acil Eylem Ekibi adı altında beş dernek bir araya geldik. Sosyal medyada kitlerin uygulanmasıyla ilgili bir gönüllüler listesi oluşturduk. Hedefimiz yetkililere uzman iş gücünün hazır olduğunu söylemek. Laboratuvarlarımızda gerekli cihazlar var. İstendiğinde bu kompakt cihazlar pandemi merkezlerine taşınabilir. Biz uzman ve ekipman sağlayabiliriz. Buna hazırız.

‘MUTASYON MODELLEMELERİ İÇİN PROJEMİZ HAZIR’

Koronavirüs mutasyon geçirerek daha ölümcül olabilir mi?

Koronavirüs daha da ölümcül hale gelebilir. Peki bunu nasıl yapabilir? Akciğerimizin üzerine yapıştığında bağışıklık sistemimizi ona cevap veriyor. Virüse yakalananların yüzde 97’si şu an kurtuluyor. Ama virüs bağışıklık sistemini de yıkabilecek bir yapıya kavuşursa, o zaman çok zararlı olabilir. Bundan korkuluyor. Buna neden olabilecek potansiyel mutasyonlar yüzlerce örnekle, istatistikçilerle modellenebiliyor. Biz de Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği önderliğinde virüslerin potansiyel mutasyonlarıyla ilgili projemizi TUSEB’e sunacağız.Virüsler son yıllarda daha da göz önüne gelmeye başladı. Son yıllarda iklim değişikliği buzulları eritiyor. Orada donarak kalan bir mikroorganizma denizlere karışabiliyor. O da canlıları ve nihayet bizi de etkileyebilir. Çevremiz değiştikçe değişik virüsler ortaya çıkacaktır. Ayrıca seyahatler de bunu taşıyor. Eskiden sadece köyde kalan bir hastalık şimdi dünyaya hızlıca yayılabiliyor.

Kaynak: boun.edu.tr

Çin’in Koronavirüs Tedavisinde Kullandığı ve Başarılı Sonuçlar Veren İlaç: Klorokin Fosfat

Çin’in Koronavirüs Tedavisinde Kullandığı ve Başarılı Sonuçlar

Veren İlaç:

Klorokin Fosfat

Şu an için COVID-19 tedavisinde, şu an için spesifik, etkili bir antiviral ilaç bulunmuyor.
Bununla birlikte, Çin Ulusal Sağlık Komisyonu kılavuzu, interferon α ve Lopinavir / Ritonavir’ in aerosol halinde inhalasyonunu önermektedir. Remdesivir ile de bir COVID-19 hastasında başarılı sonuç bildirilmiştir. Çin’de şu anda, COVID-19 hastalarında remdesivir’in etkinliği üzerine bir klinik çalışma devam etmektedir ve Nisan 2020′ de tamamlanması beklenmektedir. Klorokin fosfatın da COVID-19 ile ilişkili pnömoniye karşı bir miktar etkinliği olduğu, Çin’de yapılan çok merkezli klinik çalışmalarda gösterilmiştir.

Yeni koronavirüs pnömonisi olan hastalarda klorokin kullanımını yönlendirmek ve düzenlemek için, yeni koronavirüs pnömonisi tedavisinde Guangdong Eyaleti Bilim ve Teknoloji Bölümü ve Guangdong Eyaleti Sağlık Komisyonu’nun çok merkezli işbirliği grubu, klorokin için kapsamlı bir tartışmadan sonra fikir birliğini geliştirdi. Çinli uzmanlar hafif, orta ve şiddetli yeni koronavirüs pnömonisi vakaları ve klorokin kontrendikasyonları olmayan hastalar için 10 gün boyunca günde iki kez 500 mg klorokin fosfat tableti önerdiler.

Klorokin, ilk olarak 1940’larda sıtma tedavisi için geliştirilen bir aminokinolon türevidir. 70 yıldan beridir kullanılan bu ilaç Dünya Sağlık Örgütü‘nün Temel İlaçlar Listesi’nde en güvenilir ve en etkili ilaçlar arasında yer alıyor.

Klorokin antiviral etkilere sahip bir maddedir. Endosomal pH’ı artırarak düşük pH gerektiren virüsün hücreye membran füzyonu ile girişini önlemede etkili olur.
Klorokin ayrıca bir çinko iyonoforu (çinko iyonlarının geçirgenliğini arttırma özelliği) gibi davranır, böylece ekstra hücresel çinkonun hücre içine girmesine izin verir ve viral RNA’ya bağlı RNA polimerazı inhibe eder (virüsün çoğalmasını yavaşlatır)

Kaynak:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/
http://www.nefroloji.org.tr/
https://en.wikipedia.org/wiki/Chloroquine

Koronavirüs havada saatlerce ve yüzeylerde günlerce kalabilir!

korona

Koronavirüs havada saatlerce ve yüzeylerde günlerce kalabilir!

koronavirüs
Küresel bir pandemik olarak patlayan son derece bulaşıcı yeni koronavirüs, insanların COVID adı verilen solunum yolu hastalıklarına yakalanmasından kaçınmaya yardımcı olacak rehberlik sunan yeni bir araştırmaya göre, saatlerce ve günlerce yüzeydeki havadaki damlacıklarda yaşayabilir ve bulaşıcı kalabilir.

Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nden (NIAID) bilim adamları (ABD), enfekte olmuş bir kişiden evdeki veya hastane ortamındaki öksürme veya dokunma gibi günlük yüzeylere biriken virüsü taklit etmeye çalıştı. Öksürük veya hapşırma ile oluşturulan mikroskobik damlacıkları dağıtmak için bir cihaz kullandılar. Daha sonra bilim adamları, ABD COVID-19 vakalarının 5.200’ü geçtiği ve ölümlerin 100’e yaklaştığı bir gün Salı günü New England adlı dergide çevrimiçi olarak ortaya çıkan araştırmaya göre, virüsün bu yüzeylerde ne kadar süre bulaşıcı kaldığını araştırdı.

Testler, biri öksürdüğünde veya hapşırdığında yayılan damlacıkların virüsü taşıdığını ve havadaki partiküllerde 3 saat boyunca etkinliğini sürdürüp enfekte edici özelliğini koruyabildiğini gösteriyor.

Plastikte ve paslanmaz çelikte, virüs üç gün sonra etkinliğini sürdürebilir. Karton üzerinde virüs 24 saat sonra etkinliğini kaybetti. Bakır üzerinde ise, virüsün etkisiz hale gelmesi 4 saat sürdü.

Yarılanma ömrü açısından, araştırma ekibi, bir aerosol damlacıklarında, virüs parçacıklarının yarısının işlevini kaybetmesinin yaklaşık 66 dakika sürdüğünü buldu. Bu, bir saat altı dakika sonra virüs parçacıklarının dörtte üçünün esasen etkisiz hale geleceği, ancak % 25’inin hala işlevsel olacağı anlamına gelir. NIAID’in Montana tesisinden Neeltje van Doremalen tarafından yürütülen araştırmaya göre, üçüncü saatin sonunda işlevsel virüs miktarı % 12.5’e düşecek. Paslanmaz çelikte, virüs parçacıklarının yarısının işlevsiz hale gelmesi 5 saat 38 dakika sürer. Araştırmacılar, plastikte yarılanma ömrünün 6 saat 49 dakika olduğunu buldu. Kartonda yarı ömür yaklaşık üç buçuk saatti, ancak araştırmacılar bu sonuçları yorumlarken çok fazla değişiklik olduğu için dikkatli olmayı öneriyor. En kısa hayatta kalma süresi, virüsün yarısının 46 dakika içinde etkisiz hale getirildiği bakır üzerindeydi.

 

Kaynak: https://www.reuters.com/article/us-health-coronavirus-study-idUSKBN2143QP

Düzenlenmiştir.

Dünya COVID-19’a karşı hızla karşı koymalı

dsö

Dünya Sağlık Örgütü
WHO-Çin Koronavirüs Hastalığı Ortak Misyonu “Dünyanın büyük bir kesimi henüz COVID-19 için hazır değil” demişti. Bu tartışılabilir bir açıklama. Çin’de büyük bulaşma noktaları kontrol altına alındı, ancak daha sonra salgın dünya çapında yayılmaya başladı. Şubat 2020’nin sonlarından bu yana, dünyanın diğer bölgelerinde günlük yeni vaka sayısı daha fazla olmuştur. Güney Kore, Japonya, İran ve İtalya, salgını yeni merkez üsleri oldu. Mart 2020’nin ortalarına kadar, Avrupa salgının, dünyadaki en büyük merkez üssü ilan edildi.

Çin, vakaların erken tanımlanmasını, hızlı laboratuvar testlerini, tüm vakaların tesis bazlı izolasyonunu, temas takibini ve karantinayı sağlamak için hızlı ve kararlı bir şekilde hareket ederek olağanüstü sosyo-ekonomik maliyetle olağanüstü halk sağlığı önlemleri uygulamıştır. Toplumda, hareketlilik neredeyse durdu ve sosyal mesafeler büyük çapta artış gösterdi. Çin’in yüksek bulaşma oranları aşırı tedbirler alınmasına neden oldu ve tedbirler başarılı oldu.

Şimdi dünyanın geri kalanı tepkisini arttırmak durumunda, ancak ne yazık ki, küresel toplumun zihniyet veya kapasite bakımından hazır olmadığı açıktır. Salgının farklı aşamalarına dayanarak farklı bir riske dayalı önleme stratejisine ihtiyaç duyulmakta ve müdahalenin farklı aşamalarında farklı önlemler alınmalıdır. Tanımlanmış veya çok az vakası olan ve sadece sınırlı lokal iletimi olan ülkelerin, tüm atipik pnömonilerde ve tüm akut solunum yolu enfeksiyonu vakalarında COVID-19’u test ederek agresif vaka tespitine yatırım yapmaları gerekmektedir. Yasal olarak uygulanan yöntem ile temas takibi konusunda geniş bir ağ kurulmalıdır. Singapur, yeni bulaşma zincirlerini kesintiye uğratmak ve hastalığın bulaştığı kümeleri kontrol altında tutmak için tüm çabaları en üst düzeye çıkararak COVID-19’u önlemeyi başardı. Yoğun insan trafiğine sahip olan ülkeler, geniş kapsamlı hareket kısıtlamaları, sınırlı sosyal etkileşim ve iptal edilmiş toplantılarla Çin yaklaşımını takip etmelidir. İnsanların mümkünse evde kalmaları ve evden çalışmaları teşvik edilmelidir. Buna ek olarak, tüm ülkelerin, salgının hangi aşamasında olursanız olun, testlere, proaktif vaka tespiti, hızlı izolasyon, titiz temas takibi ve karantina uygulamasına devam etmesi gerekir.

Tüm ülkeler, derhal en yüksek Ulusal Müdahale Yönetimi protokollerini aktive etmelidir. Bu, kamuoyunun müdahalenin ciddiyeti ve rolleri konusunda tamamen katılımını kapsar. Meclis, karantina tesisleri, gözden geçirilmiş hastane iş akışları ve laboratuvar süreçleriyle (kimin test edileceği, nasıl ve hangi laboratuvarda test edileceği) eğitimli epidemiyoloji ekiplerinin yerinde olmasını sağlamalıdır. COVID-19 için atipik pnömonisi olan tüm hastaları test etmek için gözetimin genişletilmesi ve grip benzeri hastalık ve şiddetli akut solunum yolu enfeksiyonları için mevcut gözetim sistemlerine COVID-19 testinin eklenmesi gerekmektedir.Tesislere olan talep, test kiti sayısı, kişisel koruyucu ekipman ve ilaç stokları, artırmak için öngörüde bulunulmalıdır. Sağlık sistemleri, yetersiz kaynak kullanan ülkelerdeki kişilerin özellikle risk altında olacağını gözeterek değişiklik yapmalıdır. Bu nedenle savunmasız ülkelerin diğer ülkelerden olağandışı yoğunlaştırılmış desteğe ihtiyaçları olacaktır. DSÖ, eğitim kursları, indirilebilir standart vaka rapor formları, klinik yönetim ve enfeksiyon kontrolü hakkında rehberlik, sağlık çalışanlarının korunması ve diğer birçok teknik rehberlik dökümanı içeren çevrimiçi kaynaklar sunmaktadır.

Çin, Singapur ve Hong Kong’da sınırlamanın mümkün olduğunu gördük, ancak kontrolün kaybolduğu ortamları da gördük. Önlemsizliğin sonuçları yaşanan can kayıplarında ve sosyoekonomik sorunlarda gözlenecek, bu da hafifletme çabalarıyla birlikte titizlikle uygulanan önleme faaliyetlerinin maliyetinden çok daha kötü olacaktır.

DSÖ Genel Direktörü, 2 Mart 2020’de COVID-19 ile ilgili bir basın açıklamasında, “COVID-19’un önlenmesi mümkündür ve tüm ülkeler için öncelikli olarak kalmalıdır” dedi. DSÖ hala bu mesajdan vazgeçmiyor.

 

Kaynak: https://www.thelancet.com/pb-assets/Lancet/pdfs/S0140673620306796.pdf

Düzenlenmiştir.

Sabun Virüsleri Nasıl Yok Eder?

Sabun Virüsleri Nasıl Yok Eder?

Şu koronavirüs günlerinde virüsten korunmak istiyorsanız binlerce yıllık geleneksel temizlik maddemiz sabuna el verin. Çünkü o geçmişten beri çoğu virüsün baş düşmanı oldu. Bugün de koronavirüs için bu görevi görmeye hazır. Alkol ve çeşitli evsel dezenfektan bileşimlerini kullanmadan önce sabunun virüslerden korunmak için ne denli önemli olduğunu bilelim.

Sabun, muhtemelen bir kaza sonucu binlerce yıl önce insanlığın gündemine girdi. Bir hikayeye göre, insanlar öldürdükleri hayvanları pişirdiler ve kalan külle birlikte bu hayvanların yağları yağmurun yardımıyla yakındaki bir nehre taşındı. Burada cilt ve kıyafetleri temizleme kabiliyeti olan bir köpük oluşturdu. Belki de bazı bitkilerin kaynatılması veya ezilmesi ile üretilen köpüklü solüsyonlardan ilham alınmış olabilir. Her şey bir yana, sabunun binlerce yıl önce keşfi insanlık tarihini değiştirdi. Atalarımız öngörememiş olsa da, sabun sonuçta görünmez patojenlere karşı en etkili savunma araçlarımızdan biri haline gelmiş oldu.

Her ne kadar sabunlar hoş kokulu ve renkli olmaları itibariyle insanlar üzerinde yatıştırıcı bir his bıraksa da mikroorganizmalar açısından durum pek de öyle değildir. Sabun birçok bakteri ve virüsün can düşmanıdır. Suda seyreltilmiş bir miktar katı sabun, şu anda dünyayı dolaşmakta olan yeni koronavirüs de dahil olmak üzere birçok bakteri ve virüs türünü parçalamak ve öldürmek için yeterlidir. Sabunun bu şaşırtıcı gücünün sırrı, ikili yapısında gizlidir.

Sabun yağ asitlerinin sodyum veya potasyum tuzlarıdır. Bu moleküller hidrofilik baş (suyu seven) ve hidrofobik kuyruk (suyu sevmeyen) kısımlara sahiptir. Hidrofilik baş kısım suya kolayca bağlanırken, hidrofobik kuyruk kısım sudan kaçınarak kir ve yağa tutunur. Sabun, suda süspanse edildiğinde, dönüşümlü olarak bağımsız birimler halinde hareket eder. Su içindeki moleküllerle etkileşime girerek başları dışa dönük ve kuyrukları sıkışmış şekilde, misel adı verilen küçük kabarcıklar halinde birleşirler.
Bazı bakteriler ve virüsler (koronavirüsü gibi), çift katmanlı misellere benzeyen lipit (yağ benzeri) membranlara (zar) sahiptir. Bu membranlar, virüslerin hücreleri enfekte etmesine ve bakterileri canlı tutan hayati görevleri yerine getirmesine izin veren önemli proteinlerle süslenmiştir. Lipid membranlara sarılmış patojenler arasında koronavirüsler, HIV, hepatit B ve C’ye neden olan virüslerle bağırsaklara ve solunum sistemine saldıran çok sayıda bakteri bulunur.
Özellikle koronavirüsler bu yapılarıyla sabunun etki etmeye hazır olduğu kızartma tavanızdaki yağa benzetilebilir.

Sabun Virüsün Lipit Membranını Parçalar

Sabunun virüse etki edip onu yok etmesi basit birkaç adımdan ibarettir. Sabunun hidrofobik kuyruk kısmı virüsün çevresini saran lipit membrana bir levye gibi nüfuz eder ve onu parçalar. Bu andan itibaren virüs etkinliğini yitirir. Daha sonra sabun kiri ve yok edilen virüs parçalarını misel adı verilen kabarcıklar halinde hapseder ve sudan uzaklaştırılır. Böylece suyla birlikte virüs ortamdan uzaklaşmış olur.
İşin püf noktası, bunların gerçekleşmesi biraz zaman aldığından ellerinizi en az 20 saniye ovarak yıkamanız gerekiyor.
Cildinizin kırışık olması ve sabunun tüm kıvrımlara nüfuz ederek gizlenen virüsleri yok etmesi zaman alır.

El dezenfektanının ana maddesi olan alkol de virüsleri yok edebilir. Fakat sabunla aynı etkiyi elde etmek için çok yüksek bir alkol konsantrasyonu (en az %60) gerekir.
Piyasada yer alan el dezenfektanları işe yarayabilir, yalnız uygun koşullar sağlanmadığında etkisiz olabilir. Eğer dezenfektanı kullandığınızda elleriniz ıslak veya terli ise, onu seyreltebilir ve etkinliğini azaltabilir. Ayrıca, dezenfektan, virüslerin de tutunabileceği yağlı ellerinizi sabun gibi iyi temizlemez.

Elinizdeki virüsler için basit sabun iş görür. Özel güçlere sahip “antibakteryel sabun” veya süper temizlik gücüne sahip deterjanlara da ihtiyacınız yok. Biraz zaman ayırmanız sabunun işini yapmasına yeter. Ellerinize bakın ve sabun moleküllerinin virüslere karşı kahramanca mücadelesini marşlarla destekleyin.
Ya da en sevdiğiniz şarkının nakaratını iki defa söyleyin, bu sizi oyalayacaktır.

Kimya Budur
Beğen!
Takip et!
Paylaş!

Koronavirus Testi Nasıl Çalışır?

Moleküler biyolog ve viral araştırmacı Maureen Ferran, bu teşhis testlerinin nasıl çalıştığına dair bazı temel soruları cevaplıyor.

Virüs için kimler test edilir?

Şu anda birisinin koronavirüs için test edilmesinin iki ana nedeni vardır: semptomları gösteriyo olmak veya enfekte olmuş bir kişiye maruz kalmak.

Koronavirüs SARS-CoV-2’nin neden olduğu hastalık olan COVID-19’un ana semptomları ateş, kuru öksürük ve nefes darlığıdır. Bunlar grip ve soğuk algınlığına çok benziyor, bu nedenle virüs için testin gerekli olup olmadığını belirlemek için bir doktor gerekiyor.

Başlangıçta, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri yalnızca semptomları olan ve potansiyel olarak virüse maruz kalan kişilerin test edilmesini önerdi. Ancak halk sağlığı görevlilerinin tespitlerine göre, ABD’de virüs için pozitif test eden ilk insanların birçoğunun belirgin bir maruziyeti yoktur. Bu gelişme, virüsün lokal olarak bulaştığını, yani insandan insana kolayca yayıldığını ve / veya insanlara virüsün, ciddi semptomlar yaşamadan bulaşmış olabileceğini düşündürmektedir.

4 Mart’ta CDC, bir doktor talebi onayladığı sürece COVID-19 benzeri semptomları olan herkesin test edilmesine izin verdi. Fakat, mevcut testlerin sayısı sınırlı olduğundan, CDC doktorları gereksiz testleri en aza indirmeye ve testleri sipariş etmeden önce hastanın virüs ile muhtemel ilişkilerini göz önünde bulundurmaya teşvik etmektedir.

COVID-19 için spesifik bir tedavi yoktur, ancak bu testin anlamsız olduğu anlamına gelmez. Belki de en önemlisi, enfekte hastaların karantinaya alınabilmesi ve virüsün yayılmasının yavaşlaması için test yapılır. Testin diğer bir faydası, halk sağlığı çalışanlarının vaka sayısı ve virüsün popülasyonda nasıl yayıldığına dair daha doğru bir tablo oluşturmasına imkan sağlamasıdır.

Test yaptırmak nasıl bir şey?

Bir hasta için virüs için test işlemi kolaydır ve potansiyel olarak hemen hemen her yerde yapılabilir. Tipik olarak, burun boşluğundan hücre toplamak için hastanın burun boşluğundan çubukla örnek alınmasını içerir. Daha sonra numune bir laboratuvara gönderilir ve burada hasta hücrelerine virüs bulaşıp bulaşmadığını belirlemek için test edilir. Aynı süreç grip testi yapılan bir hastadan numune almak için de kullanılır.

Test nasıl çalışır?

Örnek toplamak kolay olsa da, aslında bir kişinin koronavirüs ile enfekte olup olmadığını belirlemek çok daha karmaşıktır. Mevcut yöntem, bir hastanın hücrelerinde virüsün genetik materyalinin (RNA) bulunup bulunmadığını inceler.

Hastanın örneğinde RNA’nın varlığını tespit etmek için laboratuvarlar, ters transkripsiyon ve polimeraz zincir reaksiyonu adı verilen bir test gerçekleştirir. Bu yöntem önce herhangi bir viral RNA’yı DNA’ya dönüştürür. Daha sonra DNA, kantitatif PCR cihazı adı verilen özel bir ekipman parçası kullanılarak tespit edilecek yeterli kopya olana kadar milyonlarca kez çoğaltılır. Örnekte virüsten genetik materyal bulunursa hastaya virüs bulaştığı anlaşılır.

Bir testin sonucunu almak 24-72 saat sürer. Testin ilk aşamalarında, testin doğruluğu hakkında bazı endişeler vardı. Ancak bu tür genetik test cihazı genellikle çok hassastır ve testin olası faydaları hata riskinden çok daha önem arz eder.

Herkesin test edilmesi gerekiyor mu?

Gerçekçi olarak, ABD’de hasta olan herkesi test etmek mümkün değil. Bu nedenle, çoğu sağlık görevlisi: COVID-19 hastalarıyla temas halinde olan sağlık çalışanları gibi yüksek risk altında olanlar; enfeksiyon oranlarının yüksek olduğu bölgelerde semptomatik insanlar; kalp hastalığı, akciğer hastalığı veya diyabet gibi kronik sağlık sorunları olan 65 yaş ve üstü kişiler gibi en çok ihtiyacı olanların testine öncelik vermenin önemli olduğuna inanmaktadır. Daha fazla test mevcut hale geldikçe daha fazla insanı test etmek mümkün olacaktır.

Ayrıca özel ekipman ve personel gerektirmeyen daha hızlı testler geliştirmeye ihtiyaç vardır. Test, uzmanların salgının nasıl ilerlediğini daha iyi anlamalarını ve virüsün toplum üzerindeki etkisini tahmin etmeye çalışmasını sağlar.

Tüm salgınlarda olduğu gibi, bu salgın da sona erecek. İnsanların ellerini yıkaması ve maruz kalma risklerini en aza indirmeye çalışması gerekir. Bu yeni koronavirüs hakkında öğrenilecek çok şey var. SARS’nin 2004’te yaptığı gibi insan popülasyonundan kaybolup kaybolmadığını veya grip gibi mevsimsel bir hastalık haline gelip gelmeyeceğini ancak zaman gösterecek.

Kaynak: https://www.scientificamerican.com/article/how-does-the-coronavirus-test-work-5-questions-answered/

Çevirilip düzenlenmiştir.

10 Eğlenceli Fen Deneyi

10 EĞLENCELİ FEN DENEYİ

Sizler için evde çocuklarla yapılabilecek 10 eğlenceli fen deneyi hazırladık. Evde kolayuca bulabileceğiniz malzemelerle bu deneyleri yapmak çok kolay.

İyi eğlenceler ve öğrenmeler 🙂

 

1. KABARTMA TOZU İLE DİŞ MACUNU YAPIMI

Ticari diş macunları içerdiği koruyucular, tatlandırıcılar ve diğer katkı maddelerinden dolayı düşük miktarlarda da olsa sağlığı tehdit etmektedir. Eğer bu katkı maddelerinden uzak durmak istiyorsanız ev yapımı diş macunu yapmanın tam sırası!
Haydi, kolları sıvayalım!

Gerekli Malzemeler:

  • 1 yemek kaşığı kabartma tozu
  • 1 yemek kaşığı misvak tozu
  • 4-5 damla ( nane (veya tarçın) esansiyel yağı
  • İçme suyu

Nasıl Yapılır?

  1. Önce kabartma tozu ve misvak tozunu karıştırın.
  2. Birkaç damla su ekleyin.
  3. Pürüsüz bir doku elde etmek için homojen bir kıvam alana kadar karıştırın.
  4. İstediğiniz uçucu yağı ekleyin.
  5. Sonra karışımı küçük cam kavanozlara koyun.
  6. İşte evde doğal içerikli diş macunu yaptınız ve kullanıma hazır!

Dilerseniz diş macununuzun etkisini arttırmak için bentonit kili (antibakteriyel özelliğe sahip kil) ve stevia bitkisi (şekerotu) tozu (tatlandırıcı özelliğe sahip) karışıma ilave edebilirsiniz.

 

2. BANYO BOMBASI YAPALIM

Banyo Bombası Nedir?
Banyo bombaları , ıslakken köpüren kuru bileşenlerin sert paketlenmiş karışımlarıdır . Banyo suyuna uçucu yağlar , koku, kabarcıklar veya renk katmak için kullanılırlar.
Banyo bombalarının birincil bileşenleri zayıf asit ve bikarbonat bazdır. Bunlar kuruduklarında etkisiz hale gelirler. Ancak suda çözündüklerinde hızlı bir şekilde reaksiyona girerler ve birkaç dakikalık bir süre boyunca karbon dioksit gazı üretirler. Bu olay klasik bir asit baz tepkimesinden başka bir şey değildir. Tepkime, sitrik asit (limon tuzu) ve sodyum bikarbonat arasında olur. Tepkime sonunda sodyum sitrat ve karbon dioksit oluşur.
Banyo bombalarındaki diğer bileşenler önemli ölçüde değişebilir. Bununla birlikte, çoğu, kokulu bileşenlerin yanı sıra banyo suyuna hoş bir koku ve renk vermek için boya katılır. Çoğu zaman sodyum lauril sülfat gibi köpürtücü maddeler de eklenerek yoğun köpük oluşumu sağlanır.

Gerekli Malzemeler

  • 225 g kabartma tozu (yaklaşık 1 bardak)
  • 115 g ingiliz tuzu (yaklaşık 1/2 su bardağı)
  • 115 g mısır nişastası (yaklaşık 1/2 su bardağı)
  • 115 g limon tuzu (yaklaşık 1/2 su bardağı)
  • Büyük bir kase
  • Çırpıcı
  • Doğada çözünebilen sim tozu ya da bulamama ihtimalinize karşı, kurumuş çiçek yaprakları (seçeneğe bağlı)
  • 2,5 çorba kaşığı hindistan cevizi yağı (ya da herhangi bir bitkisel yağ)
  • 1 çorba kaşığı su
  • 2 çay kaşığı çiçek özü yağı (koku için)
  • 4-6 damla gıda boyası
  • Küçük bir kavanoz ya da kase
  • 12-18 adet silikon kap

Nasıl Yapılır?

  1. İlk olarak kuru bileşenleri (kabartma tozu, acı tuz, mısır nişastası ve limon tuzu) büyük bir kasede karıştırın. Çırpıcı kullanarak karıştırma işlemini hızlı ve daha iyi yapabilirsiniz.
  2. Şimdi sıvı bileşenleri karıştırın (yağ, su, çiçek özü yağı ve gıda boyası). Bunun için malzemeleri bir kavanoza koyun ve sallayın. Kış günleri için karışıma tarçın, kakao, nane ya da kahve kokuları kullanabilirsiniz.
  3. 4-6 damla gıda boyası ekleyip karışmasını sağlayın. (Burada isteğe bağlı olarak farklı renkte boyalar kullanabilirsiniz.)
  4. Yavaşça (bir kerede 1 çay kaşığı olacak şekilde) sıvı karışımı kuru karışıma ekleyin,
  5. Çırpın ve eğer baloncuklar görmeye başlarsanız yavaşlayın. Karışımı malzemeler birbirine iyice yapışınca (nemli kum kıvamında) bırakabilirsiniz.
  6. Hızlı bir şekilde karışımı silikon kaplarınıza dökün. Karışımın iyice şekil alması için silikon kaba koyduktan sonra baskı uygulayın.
  7. Banyo bombalarını bir süreliğine kurumaya bırakın. Bu süre bir kaç saat ya da bir gün sürebilir. Bu karışımı döktüğünüz kapla Sonra çıkarabilirsiniz.
  8. Küvete fırlatın ve patlayan toplarınızın keyfini çıkarın.
  9. Geri kalanları jelatinleyip saklayarak aileniz ve arkadaşlarınız için güzel bir hediye sunabilirsiniz!

Ne oldu?
Hazırladığınız banyo bombalarını suya attığınızda içeriğinde bulunan sitrik asit (limon tuzu) ve sodyum bikarbonat (kabartma tozu ve ingiliz tuzu) hızlı bir şekilde tepkimeye girerek karbon dioksit gazını oluşturdu. Karbon dioksit gazı ile birlikte gıda boyasının yayılmasıyla birlikte su banyonuz kıpır kıpır renkli baloncuklarla doldu. İşte hepsi bu!

 

3. KIRMIZI LAHANA SUYUNUN KİMYASI

Kırmızı lahananın rengini yapısındaki antosiyaninlerden alır. Bu maddelerin gıdalara renk vermek dışında başka önemli özellikleri de var. Bu özelilklerden biri antosiyaninlerin ortamın asidik özelliğine göre farklı renklerde görünmesidir. Ortamın asitliği değiştiğinde antosiyanin maddesinin yapısında değişim meydana gelir. Bu değişim sonucu da gözümüze farklı renklerde görünür.
Ortamın asitliğini ya da bazlığını belirlemeye yarayan, bu tür renk değiştiren maddelere indikatör (belirteç) diyoruz.
Lahana suyu limon tuzunda kırmızı, sirkede kırmızı-mor, bebek şampuanında mor, kabartma tozunda mavi, toz sabunda yeşil, çamaşır deterjanında ise yeşil-sarı renk verir.

Lahana suyunun rengi ile pH ilişkisi:

Renk                  pH
Kırmızı:              2-3
Kırmızı-Mor:      4-5
Mor:                   7
Mavi:                7-8
Mavi-Yeşil:       8-9
Yeşil:              10-11

Şimdi gelin bir deneyle lahana suyunu kullanarak mutfaktaki gıda ve temizlik maddelerinin pH değerlerini ölçüp, asitliğini ve bazlığını tayin edelim.

Deneyde Gerekli Malzemeler

  • Kırmızı lahana
  • Sıcak su
  • Cam kase
  • Cam bardak
  • Süzgeç
  • Limon tuzu
  • Sirke
  • Bebek şampuanı
  • Karbonat
  • Toz sabun
  • Çamaşır deterjanı

Nasıl Yapılır?

  1. Lahanalar küçük parçalar halinde keselim.
  2. Kesilmiş lahana parçaları sıcak suyun içinde yaklaşık yarım saat kadar bekletelim
  3. Süzgeç yardımıyla soğumuş lahana parçaları suyundan ayıralım.
  4. Boş bardakları 1’den 6’ya kadar numaralandırarak her birine lahana suyundan bir miktar ekleyelim.
  5. Daha sonra her bardağa ayrı ayrı sırasıyla limon tuzu, sirke, bebek şampuanı, karbonat, toz sabun ve çamaşır deterjanı ekleyelim.
  6. Lahana suyundaki renk değişimini gözlemleyelim.

Ne oldu?
Lahana parçaları sıcak suya atıldığında, lahanadaki antosiyanin maddesi suya geçti. Böylece mor renkli bir karışımımız olmuş oldu. Kaplardaki sıvıların pH değeri değiştiğinde antosiyanin türü bir pigment olan siyanidinin yapısında değişiklikler meydana gelir. Bu değişim molekülün ışık tayfındaki farklı dalga boyundaki ışınları soğurmasına neden olur. Böylece pH değeri farklı olan sıvılar gözümüze farklı renklerde görünürler.

 

4. YANGIN SÖNDÜRÜCÜ YAPALIM

Deney İçin Gerekli Malzemeler:

  • Kabartma tozu
  • Sirke
  • Plastik şişe
  • Raptiye

Nasıl Yapılır?

  1. ½ Litrelik pet şişeye 400 ml sirke doldurulur.
  2. İçine 5 çay kaşığı karbonat atılarak ağzı kapatılır.
  3. Şişe hafif çalkalanarak, arka kısmından raptiye ile delinip ateşe tutulur.

Ne oldu?

Sirke ile kabartma tozu karıştığında hızlı bir şekilde tepkime verir. Bu tepkime sonunda gözle görülecek şekilde karbon dioksit gazı açığa çıkar. Karbon dioksit gazı havadan ağırdır ve yanıcı değildir. Eğer karbon dioksit gazı bir alev üzerine püskürtülürse aleve sebep olan yanıcı madde ile havadaki oksijen arasındaki temas kesilir. Böylece yanıcı madde yanma olayı için mutlaka gerekli olan oksijen gazından mahrum bırakılır ve alev söner.
Ayrıca tepkime sonunda bir miktar ısı açığa çıktığından pet şişemiz biraz ısınır.

 

5. MISIR GEVREĞİNDE DEMİR VAR MI?

Kahvaltılık mısır gevreğinde bir miktar demir olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi bu demiri mıknatıs yardımıyla gevreğinizden çekip alacağız.

Mıknatıs Demiri Çeker
Demir, kobalt ve nikel gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilirler. Bu tür maddelere manyetik maddeler denir. Bu deneyde demirin manyetik özelliğini kullanarak mısır gevreğine ilave edilmiş demiri ayıracağız. Hazır mısınız?

Deney İçin Gerekli Malzemeler

  • Takviye edilmiş mısır gevreği gibi demir içeren kahvaltılık gevrek (her bir porsiyonun ne kadar demir içerdiğini görmek için etiketi kontrol etmenizi tavsiye ederiz).
  • Kase ve kaşık
  • Güçlü mıknatıs (neodyum mıknatıs olsun)
  • Yeniden kapatılabilir fermuarlı poşet
  • Su

Nasıl Yapılır?

  1. Bir porsiyon demirle güçlendirilmiş kuru tahılları kaseye dökün.
  2. Mıknatısı pulların üzerinden geçirmeyi deneyin. Mıknatıs tarafından çekilebiliyor mu? Gözleminizi not edin.
  3. Gevreği kaşık ile ince toz haline gelene kadar ezin (ne kadar ince olursa, demir parçacıklarını ayırmak o kadar kolay olacaktır).
  4. Toz haline gelmiş mısır gevreğini plastik torbaya dökün.
  5. Torbayı yarıya kadar ılık suyla doldurun.
  6. Torbayı dikkatlice kapatın ve tahıl tozu tam karışana kadar sıvıyı hafifçe çevirin.
  7. Mıknatısı torbaya yavaşça dokundurun.
  8. Siyah parçacıkların mıknatısla birlikte hareket ettiğini gördünüz mü? İşte size demir parçaları!

Bu etkinliği farklı mısır gevrekleriyle deneyip topladığınız demir miktarlarını karşılaştırabilirsiniz.

Ne oldu?
Dünya’daki kaya parçalarında ve toprakta olduğu gibi, kahvaltılık gevreklerinizdeki demir, etrafındaki diğer maddelere bağlı durumdadır. Ancak, tahılları ezip su ile karıştırdığınızda demir parçacıkları serbest kalır. Böylece mıknatıs tarafından alınabilirler. Unutmayın ki, bu deneyle mısır gevreğindeki demir parçalarının tamamını ayıramayız. Hala bir miktar demir mısır gevreğinde bağlı olarak kalacaktır.

 

6. LAV LAMBASI

Malzemeler:

  • Temiz bir plastik şişe, pürüzsüz kenarlı bir şişe kullanmaya çalışın
  • Su
  • Bitkisel Yağ (veya bunun yerine Mineral veya Bebek Yağı kullanabilirsiniz)
  • Efervesan tablet (Kalsiyum sandoz veya Alka Seltzer gibi)
  • Gıda boyası

Nasıl Yapılır?

  1. Şişeyi yaklaşık 1/4 (1 çeyrek) su ile doldurun.
  2. Bitkisel yağı şişenin ağzına kadar doldurun. Bu işlem sırasında huni kullanabilirsiniz. Yağ ve suyun ayrılması için birkaç dakika beklemeniz gerekecektir.
  3. En sevdiğiniz gıda boyasından birkaç damla ekleyin. Boyanın yağ içinde batışını seyredin.
  4. Efervesan tabletinizi ikiye bölün ve bir kısmını şişeye bırakın. Gelsin köpükler!

Ne oldu?
Yağın sudan daha az yoğun olduğu için suda yüzer. Gıda boyası ise su ile aynı yaklaşık yoğunluğa sahiptir, su ile karışırken yağda batar. Tableti eklediğinizde dibe batar ve hızla çözünmeye başlar.Çözündükçe gaz açığa çıkar. Bu gaz karbon dioksittir. Bu gaz sudan hafif olduğu için yukarı doğru baloncuklar oluşturarak çıkmaya başlar. Baloncuklar renkli suyu da beraberinde götürür. Gaz renkli su katmanından çıktığında, tekrar ağırlaşır ve batar. Tablet tamamen eriyene kadar bu döngü şeklinde tekrarlanır.

Daha Fazlasını Yapabilirsiniz:
Gazlı tableti bıraktıktan sonra kapağı kapatırsanız ne olur?
Ya tabletin tamamını bırakırsanız?
Köpürme bittiğinde lav lambanıza biraz tuz serpin. Bakın, ne oluyor?

 

7. YÜZEY GERİLİMİ SANATI

Gerekli Malzemeler

  • Bir miktar süt
  • Gıda boyası (kırmızı-yeşil-sarı)
  • Bir miktar bulaşık deterjanı
  • 1 adet tabak
  • 1 adet kulak kürdanı

Nasıl Yapılır?

  1. Bir miktar sütü tabağa dökün.
  2. Üzerine her renk gıda boyasından birkaç damla damlatın.
  3. Bir çay bardağına bulaşık deterjanını dökün.
  4. Kulak kürdanını deterjana hafifçe daldırın.
  5. Deterjanlı kulak kürdanını boyalı sütünüze yavaşça daldırın.

Ne oldu?
Bazı böceklerin su yüzeyinde batmadan hareket ettiğini görmüşsünüzdür. Ya da bir toplu iğnenin yatay şekilde suda yüzdüğünü. Peki su damlaların küresel olmasına ne demeli. İşte bu durum ve olayların hepsi sıvıların yüzey gerilimlerinden kaynaklanır. Yüzey gerilimi sıvılara özgü bir özelliktir.
Peki bir sıvının yüzey gerilimini yok edebilir miyiz?
Bir miktar deterjan bu görevi görecektir. Deterjanlar sıvıların yüzey gerilimini düşürür. Deneyde deterjanlı kürdan sütün yüzey gerilimini düşürür ve moleküller tabağın kenarlarına çekilir. Bu sırada yanında boyaları da taşır. Boyaların hareket etmesinin sebebi budur.

NOT: Bu deneyi süt ve boya yerine su ve karabiber kullanarak aynı yöntemle yapabilirsiniz.

 

8. YUMURTA ŞİŞEYE NASIL GİRER?

Gerekli Malzemeler

  • 1 adet kaynatılmış tavuk yumurtası
  • 1 adet 1.5 yada 2 ltlik pet şişe
  • Kağıt
  • Kibrit

Nasıl Yapılır?

  1. Yumurtaları en az 15 dk kaynatın.
  2. Kağıdı yakıp şişenin içine atın.
  3. Hızlı bir şekilde kaynamış yumurtayı şişenin ağzını tamamen kapatacak şekilde yerleştirin.

Ne oldu?
Şişenin içine atılan yanmakta olan kağıt şişedeki oksijen gazını tüketir. Bu da şişedeki gaz basıncını düşürür. Şişedeki gaz basıncı ile açık hava basıncı arasında yüksek bir fark oluşur. Bu farktan dolayı açık hava basıncı yumurtayı şişenin içine doğru iter.

 

9. VOLKAN OLUŞTURALIM

Gerekli Malzemeler:

  • 10 ml bulaşık deterjanı
  • 100 ml soğuk su
  • 400 ml beyaz sirke
  • Gıda boyası
  • Kabartma tozu bulamacı (Bardağın yarısını kabartma tozu ile kalan kısmı ise su ile doldurun)
  • Boş 2 litrelik kola şişesi

Nasıl Yapılır?

NOT: Bu deneyi dışarıda yapmanızı tavsiye ederiz.

  1. Sirke, su, bulaşık sabunu ve 2 damla gıda boyasını boş kola şişesinde karıştırın.
  2. Kabartma tozu bulamacını tamamen sıvı olana kadar karıştırmak için bir kaşık kullanın.
  3. Karbonat bulamacını hızlı bir şekilde kola şişesine dökün ve geri adım atın! Volkanımız patlamak üzere!

Ne oldu?
Sirke ve kabartma tozu arasındaki kimyasal reaksiyon, karbondioksit adı verilen bir gaz oluşturur. Karbon dioksit, gazlı içeceklerde karbonat oluşturmak için kullanılan aynı gaz türüdür. Bir soda sallarsan ne olur? Gaz çok heyecanlanır ve yayılmaya çalışır. Şişede gazın yayılması için yeterli yer yoktur, bu nedenle açıklıktan çok hızlı bir şekilde ayrılır ve bir patlamaya neden olur!

Daha Fazlası İçin:
1. Sirke miktarı patlamayı değiştirir mi?
2. Su miktarı patlamayı değiştirir mi?
3. Karbonat miktarı patlamayı değiştirir mi?

 

10. YOĞUNLUK KOLONU DENEYİ

Birbirine karışmayan birden çok sıvının oluşturduğu rengarenk yoğunluk kolonu yapalım.

Gerekli Malzemeler:
Aşağıda listelenen sıvılardan elinizde hangisi mevcutsa, istediğiniz kadarını kullanabilirsiniz. Listeyi en ağır sıvıdan en hafif olanına göre sıralıyoruz. Yani diğer bir deyişle sizin de ekleyeceğiniz sırada.

  1. Bal
  2. Tam yağlı süt
  3. Bulaşık deterjanı
  4. Su (gıda boyası kullanılarak renklendirilebilir)
  5. Ayçiçek yağı
  6. İsporto veya kolonya (gıda boyası kullanılarak renklendirilebilir)
  7. Sirke
  8. Vida, boncuk, kürdan vs. yoğunluğu birbirinden farklı katı cisimler.

Nasıl Yapılır?

  1. Ayrı ayrı kaplara hangi sıvıları kullanacaksanız o sıvılardan eşit miktarda hazırlayın.
  2. Kabın içerisine çeperlerine değdirmeden ilk olarak yavaş ve dikkatlice sırasıyla bal, süt, deterjan, boyalı su, sirke ve alkol ekleyin. İşte bu kadar! Yoğunluk kolonunuz hazır!
  3. Elinizdeki katı cisimleri tek tek yavaş bir şekilde karışımın içine bırakın.
  4. Cisimlerin karışım içindeki konumlarını gözlemleyin. Hangisi batıyor, hangisi yüzüyor?

Ne oldu?
Birbiri içinde çözünmeyen sıvılar karıştırıldığında yoğunluklarına göre katman katman sıralanırlar. Yoğunluğu en fazla olan sıvı en altta olurken en düşük olan sıvı ise en üstte yer alır. Sıvılar aşağıdan yukarıya yoğunlukları azalacak şekilde sıralanır.
Deneyde kabımıza önce yoğunluğu en yüksek olan sıvıyı koyarak başladık. Daha sonra yoğunlukları azalacak şekilde sırayla diğer sıvıları ekledik. Bu sıralama deneyin başarılı olması için önemlidir. Aksi takdirde yoğunluk kolonunuzda katmanları net bir şekilde göremeyebilirsiniz.